05-03-2008, 07:22 PM
3 Ağustos 1977’de İstanbul'da doğdu. İlkokul eğitimini Faik Reşit Onat İlkokulu’nda tamamlayan Akkaya, ortaokulu Bilge Kaan Lisesi'nde, liseyide Semiha Şakir Lisesi'nde bitirdi. Lise eğitiminden sonra İstanbul Üniversitesi Amerikan Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanan Akkaya, mankenlik kariyerine 1997'de "Best Model of Turkey Yarışması" birinciliği ile başladı. Aynı sene düzenlenen "Miss Grace of the World" yarışmasında da dördüncü seçildi. Yıldırım Mayruk, Vakko, Beymen, Cemil İpekçi gibi, sektörün ünlü kişi ve markalarıyla defile, tanıtım ve organizasyonlarda çalıştı. Defile ve modelliğin yanı sıra dizi oyunculuğu ve sunuculuk da yapan Akkaya, Okan Bayülgen, Erdal Acar gibi ünlü isimlerle yaşadığı aşklarla uzun süre gündemde kaldı.
"Favorilerim" dedikleri...
Alışveriş'ten, sinemaya Deniz Akkaya'nın favorileri.
"Being John Malkovich" (John Malkovich Olmak)
Uzun süre seyretmemek için inat ettiğim, sonra da pişman olduğum bir film var. "Being John Malkovich".. Seyredilmesi gerektiğini düşünüyorum. Herkese tavsiye ederim.
Gucci
Alışveriş konusunda tabii ki kararsızım. Ama alışveriş yapmasalar bile herkese Gucci'ye gidip Tom Ford koleksiyonunu görmesini öneriyorum. Her markaya kendi tarzını kabul ettirmiş bir adam Tom Ford, bu yüzden çok önemli.
Kanlıca Körfez Lokantası
Anadolu yakasında Kanlıca'daki Körfez Lokantasında balık yenmesi gerektigini düşünüyorum. Hayatımda en güzel balıgı orada yedim. Özellikle de kalkan çok güzeldi. Ayrıca hayatımın en sakin akşamlarını da orada geçirdim.
"Dal ve Budak" ve "Kavgam"
Alıp almama konusunda tereddüt ettiğim bir kitap vardı: İsmi "Dal ve Budak". Poşette satılıyor. Çocuklar için sakıncalıymış. Aslında yok öyle birşey. İnsanın hayal gücünü müthiş genişleten bir kitap. Herkesin okuması gerektigini düşünüyorum. Bir de Adolf Hitler'in "Kavgam"ı... O kitabı bulmak çok zor ama bulursanız kaçırmayın.
"Mozart in Egypt", "Massive Attack" Çok uzun süre önce "Mozart in Egypt" diye bir CD almıştım. Mozart'ın bütün senfonilerini Arapça yorumlamışlar. Onu aldığımdan beri her akşam dinliyorum. Bir de Massive Attack'ın "Blue Lines" albümünü çok seviyorum.
Bir röportaj...
Hürriyet gazetesi yazarı Aslı E. Perker ile yaptığı söyleşi.
• Kameraların önünde o kadar rahat yalan söylediniz ki, sanki bunu hep yaparmış gibi...
Onlar asparagas haber yapmak istiyorlar ya, işte ben de onlara hazır yapılmış asparagas getirdim. Fakat burada önemli bir nokta var. Ben kendimle ilgili yapacağım şeylere karar veririm ama, böyle bir espri başka birini de ilgilendirdiği için o kadar rahat davranmam. Biz on kişi tatile gitmiştik. Akşam hep beraber otururken konuşuldu. "Acaba böyle birşey yapsak mı?" dedim. Herkes de bu fikri çok beğendi. Ben orada nikâh şahitleri şunlardır diye isimler de verdim hatta. Onların haberi olmadan böyle birşey asla yapmazdım, bunu biliyorsunuz.
• Bir de iş konusunda sorumsuz olduğunuz söylentileri var...
Bu "vaktinde gelmez" söylentilerini de Neşe Erberk çıkarttı. İzmir'deki küçük ajansları bile tek tek arayıp, "O bana baglı, dışarıdan kullanırsanız mahkemeye veririm" demiş. Başak Gürsoy gibi bir iş kadınını arayıp, "Deniz'i tavsiye etmiyorum, defileye, provaya vaktinde gelmez" demiş. Böyle birsey yok.
• İyi de başkaları da, "Söz verdiği halde gelmez" diyor.
Peki biz bu röportajları nasıl yapıyoruz? Acaba manyak mıyım? Hoşuma mı gidiyor birilerini bekletmek?
• Böyle bir dedikodu nasıl yayılmış olabilir ki?
Benim de bir hatam var. Neşe'yle ayrılmanın son noktalarına geldiğimde son birkaç işe sırf ona zarar gelsin diye gitmedim, o doğru... İki senedir profesyonelim. Çalıştığım bir sürü koreograf var. Hepsine gidin sorun. Ben geç kalınca affedecek insanlar değil. İş konusunda karakterime ters düşen yaşantım var. • Yani serde bir disiplinsizlik var...
Bu hayatı da biraz rahat yaşamak gerekir diye düşünüyorum. Annem olsa da anlatsa keşke. Okulda da devamsızlık hakkımı sonuna kadar kullanırdım. Ben hiçbir sey için ısrarcı değilim. Eğer canım birşey istiyorsa yaparım
• Arada bir de olsa sorumluluk duygun devreye girer mi?
Ben çevreme karşı duyarlıyım. Yaptığım şeylerde kendimden fazla sevdiklerimi düşünürüm. Annem babam ne düşünüyor, benim için her zaman önemlidir mesela. Herşeyde olduğum gibi o konularda da vurdumduymaz olabilseydim keşke. Ama birşey söyledikten sonra o gece yataga yattığında hani birşey içini yer bitirir ya, onu hissediyorum işte.
• Her konuşmanızda muhakkak aşktan bahsediliyor. Bu konu biraz karışık galiba.
Benim için iş herşeyden daha önemli ama, uğruna işten vazgeçebileceğim biri olmasını da çok isterdim. Duygularımı çok yoğun yaşıyorum ama işimle ters düştüğü zaman herşey bitiyor. Belki de şimdiye kadar gerçek aşkı hiç bulamadım.
Biri için herşeyden vazgeçebilmek istiyorum. En beğendiğim manken Linda Evangelista örneğin, ama kadın biriyle evlendi ve herşeyi bıraktı. Şişkolaştı, göbeği çıktı, hâlâ adamın peşinde. Ben bunları yaşayamadım ama yaşamak istiyorum.
• Belki ileride...
Aslında şimdi öyle biri var. Uğruna herşeyden vazgeçebileceğim biri. Fakat bu platonik bir aşk. O öyle duran bir ilişki. Hiçbir şey olamıyor. Yani anlayacağın şu an yaşamadığım bir aşkım var.
• Bahsettiğin kişi Erdal Acar mı acaba?
Hayır, değil.
• Ben aslında tam olarak hiç anlayamadım, siz onunla sevgili oldunuz mu, olmadınız mı? Bunu bir netleştirsen diyorum. Olmadık, olamadık. Anlayacağınız medya buna müsaade etmedi. Sonra da zaten askerlikten dolayı kaçmaya başladı. Bu da iyi oldu. Ben de böylece, onu görmeye görmeye unutmayı başardım.
"Favorilerim" dedikleri...
Alışveriş'ten, sinemaya Deniz Akkaya'nın favorileri.
"Being John Malkovich" (John Malkovich Olmak)
Uzun süre seyretmemek için inat ettiğim, sonra da pişman olduğum bir film var. "Being John Malkovich".. Seyredilmesi gerektiğini düşünüyorum. Herkese tavsiye ederim.
Gucci
Alışveriş konusunda tabii ki kararsızım. Ama alışveriş yapmasalar bile herkese Gucci'ye gidip Tom Ford koleksiyonunu görmesini öneriyorum. Her markaya kendi tarzını kabul ettirmiş bir adam Tom Ford, bu yüzden çok önemli.
Kanlıca Körfez Lokantası
Anadolu yakasında Kanlıca'daki Körfez Lokantasında balık yenmesi gerektigini düşünüyorum. Hayatımda en güzel balıgı orada yedim. Özellikle de kalkan çok güzeldi. Ayrıca hayatımın en sakin akşamlarını da orada geçirdim.
"Dal ve Budak" ve "Kavgam"
Alıp almama konusunda tereddüt ettiğim bir kitap vardı: İsmi "Dal ve Budak". Poşette satılıyor. Çocuklar için sakıncalıymış. Aslında yok öyle birşey. İnsanın hayal gücünü müthiş genişleten bir kitap. Herkesin okuması gerektigini düşünüyorum. Bir de Adolf Hitler'in "Kavgam"ı... O kitabı bulmak çok zor ama bulursanız kaçırmayın.
"Mozart in Egypt", "Massive Attack" Çok uzun süre önce "Mozart in Egypt" diye bir CD almıştım. Mozart'ın bütün senfonilerini Arapça yorumlamışlar. Onu aldığımdan beri her akşam dinliyorum. Bir de Massive Attack'ın "Blue Lines" albümünü çok seviyorum.
Bir röportaj...
Hürriyet gazetesi yazarı Aslı E. Perker ile yaptığı söyleşi.
• Kameraların önünde o kadar rahat yalan söylediniz ki, sanki bunu hep yaparmış gibi...
Onlar asparagas haber yapmak istiyorlar ya, işte ben de onlara hazır yapılmış asparagas getirdim. Fakat burada önemli bir nokta var. Ben kendimle ilgili yapacağım şeylere karar veririm ama, böyle bir espri başka birini de ilgilendirdiği için o kadar rahat davranmam. Biz on kişi tatile gitmiştik. Akşam hep beraber otururken konuşuldu. "Acaba böyle birşey yapsak mı?" dedim. Herkes de bu fikri çok beğendi. Ben orada nikâh şahitleri şunlardır diye isimler de verdim hatta. Onların haberi olmadan böyle birşey asla yapmazdım, bunu biliyorsunuz.
• Bir de iş konusunda sorumsuz olduğunuz söylentileri var...
Bu "vaktinde gelmez" söylentilerini de Neşe Erberk çıkarttı. İzmir'deki küçük ajansları bile tek tek arayıp, "O bana baglı, dışarıdan kullanırsanız mahkemeye veririm" demiş. Başak Gürsoy gibi bir iş kadınını arayıp, "Deniz'i tavsiye etmiyorum, defileye, provaya vaktinde gelmez" demiş. Böyle birsey yok.
• İyi de başkaları da, "Söz verdiği halde gelmez" diyor.
Peki biz bu röportajları nasıl yapıyoruz? Acaba manyak mıyım? Hoşuma mı gidiyor birilerini bekletmek?
• Böyle bir dedikodu nasıl yayılmış olabilir ki?
Benim de bir hatam var. Neşe'yle ayrılmanın son noktalarına geldiğimde son birkaç işe sırf ona zarar gelsin diye gitmedim, o doğru... İki senedir profesyonelim. Çalıştığım bir sürü koreograf var. Hepsine gidin sorun. Ben geç kalınca affedecek insanlar değil. İş konusunda karakterime ters düşen yaşantım var. • Yani serde bir disiplinsizlik var...
Bu hayatı da biraz rahat yaşamak gerekir diye düşünüyorum. Annem olsa da anlatsa keşke. Okulda da devamsızlık hakkımı sonuna kadar kullanırdım. Ben hiçbir sey için ısrarcı değilim. Eğer canım birşey istiyorsa yaparım
• Arada bir de olsa sorumluluk duygun devreye girer mi?
Ben çevreme karşı duyarlıyım. Yaptığım şeylerde kendimden fazla sevdiklerimi düşünürüm. Annem babam ne düşünüyor, benim için her zaman önemlidir mesela. Herşeyde olduğum gibi o konularda da vurdumduymaz olabilseydim keşke. Ama birşey söyledikten sonra o gece yataga yattığında hani birşey içini yer bitirir ya, onu hissediyorum işte.
• Her konuşmanızda muhakkak aşktan bahsediliyor. Bu konu biraz karışık galiba.
Benim için iş herşeyden daha önemli ama, uğruna işten vazgeçebileceğim biri olmasını da çok isterdim. Duygularımı çok yoğun yaşıyorum ama işimle ters düştüğü zaman herşey bitiyor. Belki de şimdiye kadar gerçek aşkı hiç bulamadım.
Biri için herşeyden vazgeçebilmek istiyorum. En beğendiğim manken Linda Evangelista örneğin, ama kadın biriyle evlendi ve herşeyi bıraktı. Şişkolaştı, göbeği çıktı, hâlâ adamın peşinde. Ben bunları yaşayamadım ama yaşamak istiyorum.
• Belki ileride...
Aslında şimdi öyle biri var. Uğruna herşeyden vazgeçebileceğim biri. Fakat bu platonik bir aşk. O öyle duran bir ilişki. Hiçbir şey olamıyor. Yani anlayacağın şu an yaşamadığım bir aşkım var.
• Bahsettiğin kişi Erdal Acar mı acaba?
Hayır, değil.
• Ben aslında tam olarak hiç anlayamadım, siz onunla sevgili oldunuz mu, olmadınız mı? Bunu bir netleştirsen diyorum. Olmadık, olamadık. Anlayacağınız medya buna müsaade etmedi. Sonra da zaten askerlikten dolayı kaçmaya başladı. Bu da iyi oldu. Ben de böylece, onu görmeye görmeye unutmayı başardım.